ayığım ama kafa bende.
ben ve sencil bir nesne arasındaki bekleme süresi sonsuz gelebilir. mesafe giderek kısalır, kısalır ta ki kalbim atmayı bırakana, soluğum vücudumdan dışarı seyahate çıkana dek. neredeyse vardım ve büyülenmiş gibiyim. şaşırmakta haklıyım çünkü hala hayattayım. bu yılı sağ çıkaramayacağımdan neredeyse emindim.
syf:181
geçenlerde bir rüya gördüm. filin biriyle satranç oynarken sol tarafımdan bir güvercin uçuvermişti, her yeri bir toprak kokusu sarıvermişti, içime bir sancı saplanıvermişti. dedim ki kendi kendime, sen şah desen mat olursun, böyle bir yarın var senin, en çok da o. efendim?
asırlarca yerin altında saklanmak, nefes almadan yaşamak ve bir yaratığa dönüşmek istiyordum. binlerce gözü, binlerce kolu, pençeleri, zehir saçan bir dili olan ama çok iyi yürekli üstelik sevimli bir yaratık. kurulan onca sofra boşa giderse, mangallar sönerse, nağmeler uçarsa, gülüşler unutulursa gelip her şeyi bir anda toparlarım, yerli yerine yerleştiririm, olan biteni hatırlatırım diye. kırılmıştım, çok kırılmıştım.
ben kırık biriydim, bana ve file bir fırsat verilmeliydi. bu bir rüyaydı. yine de fırsat verilmeliydi.
gözlerimde zerre kızgınlık yoktu, saf kırgınlık.
Q:neredensin?
41.2377381 , 28.997237
şüphesiz ki; (biz) sollama yapmayı üst geçitlerde öğrendik.
sana böyle bir şeyin mümkün görünmesi kesinlikle imkansız, değil mi? yani gerçekten bunu hayal bile edemiyorsun. çok mantıksız.
demode duyguları gündeme getirmeyiniz.
kafakurdu
- kafamın içindesin.
- içimde büyüyorsun.
- sözlerinle kafamı gıdıklıyorsun.
- kafamı geri çekmekle kurtulamıyorum senden.
- içimdesin.
- şimdi tesadüflerini döküyorsun beynimin içine.
- şimdi çimlerine basıyorsun sensiz düşüncelerimin.
- aklıma bir şey takılıyor.
- bakıyorum sen tutuyorsun onu.
- gece yarıları, beynimin söz dinlemez horozu gibisin.
- bağırıp bağırıp uyandırıyorsun.
- gözüme uyku girmedi diyorum sabah.
- oysa beynime girmiyor uyku.
- sen sokmuyorsun.
- utanmasam, ayaklarına kapanacağım kendi kafamın içindeki senin.
- komik olur bu!
- her şeye rağmen aramızda komik bir şey geçmesin istiyorum.
- çekiniyorum senden.
- haline bakılırsa, sen de bunu istiyorsun zaten.
- durmadan yer değiştiriyorsun.
- seni hangi yönde bulabileceğimi bilmiyorum.
- tam bulduğumu sandığım anda çekiveriyorsun kendini.
- sensiz nasıldı dünya, hatırlamıyorum.
- seni bulamayınca, beni de bulamıyorum.
- seninle benim aramda, bizde, kayboluyorum.
- beni bulmayı başarabilirsem eğer, seni de kafamın içinde buluveriyorum.
- hınzırca oturup bulmamı bekliyorsun.
- şaşırmış görünüyorsun.
- oysa çok iyi biliyorsun, ben uzun zamandır, dışarıdan durgun görünen devinimlerle hep sana akıyorum.
- senin rahatlığın da bu.
- okyanus rahatlığı…
- o kadar rahatsın ki bazen uyuduğunu sanıyorum.
- sen uyurken beynime başka bir şeyler sokabileceğimi sanıyorum.
- tam o başka bir şeyler girmeye hazırlanıyorlar, kahkahalarınla kapatıyorsun kafamın kapılarını.
- ne ücra bir yersin sen!
hiç, iyi değil.
iyi
sf. 1. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı: “Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum.” -F. R. Atay. 2. Bol, çok, aşırı: İyi yağmur yağdı. 3. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren: İyi haber. 4. Esen, sağlıklı: “İyi ve sıhhatli olduğumu bildirebilirsiniz.” -N. F. Kısakürek. 5. Yerinde, uygun: İyi bir cevap. 6. Doğru olan:İyisi bu işe karışmamaktır. 7. Yeterli, yetecek miktarda olan: Bu yün, hırka için iyidir. 8. a. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. 9. zf. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde: “Bunun çocukları iyi çıktıkları için ölünceye kadar babalarına bakmışlar.” -M. Ş. Esendal.
Güncel Türkçe Sözlük
iyi İng. good
1. (Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli. 2. Ahlakın ve ahlak felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlakça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlak felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı’nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant’ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlak yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği. 3. Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: “Yararlı olan iyidir.” (yararcılık) ya da “Haz veren iyidir.” (hazcılık) görüşleri.
BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975
iyi İng. the good
Belli bir insan gereksinmesini karşılayan, insan çıkar ve dileklerine uygun düşen, genellikle topluma, bir sınıfa ya da başka bir toplumsal kümeye, bir kişiye yararlar sağlayan özdeksel ya da tinsel bir olgunun niteliği.
BSTS / Toplumbilim Terimleri 1975
İyi (bk. iy, eylik)
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
bence çok yakışıklısın sevgilim.
bence diyorum ki çok uzaklaşma buralardan, açılma kamuya.
ne çok ölü düşün var senin.
hayaletleriniz gelip benden özür dilemedikçe, affetmiyorum. hoş, o zaman da affetmeyeceğim.
join me hon’ !
İyi günler hanımefendi, güneş size pek yakışmıyor. Açıklarda güzel bir şemsiye var bildiğim. Küçük gölgesinde, gözlerinizin rengini ortaya çıkaracak büyük düşler kurmak istiyorum size, izniniz ile.
Top
